çanlar ağlatan seslere mahkumiyet yaşardı
parmak izlerine bürünmüş aslı mesken sokak gönüller
bir makam tuttururdu
seninle ağlayan iller beklerken..
Gerekli bedellik yaşayan ekmeğe hasret kuşlar uçarken
söze gerek kalmazdı..
yörük ellere inleyen taçlar takarken sen,
sevabı götüren günaha bağlanan nağmeler duyardı kulaklarımız aniden..
nihayete eren aminlere kucak açarken bebek kokuları
geçen ayak izleri çamur bırakırdı selden kalma mavilerde
gerek kalmazdı ani adiliklere
çıkar gelirdin bir an yok olan arka sıra aniliklerinde...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder